böbrek taşı tedavisi

Böbrek Taşı Tedavi ve Ameliyatı Nasıl Olur?

Tedavinin Başlangıcı

Hastalığın tanısında en önemli yaklaşım da detaylı hasta öyküsü ve titiz bir fizik muayenedir. Taş şüphesi varsa eğer başlangıç tetkikleri idrar incelemesi ve ultrasonografidir. Bunlarla kesin tanı konulamayan, şüphenin devam ettiği hastalarda en sık başvurulan ve kesin tanıya yardımcı olan yöntem ilaçsız bilgisayarlı spiral tomografidir. Böbrek fonksiyonuyla ilgili şüphe olduğunda nadiren ilaçlı filmlere de başvurulmaktadır. Tanı sonrasında tedavi planlaması, taşın sayısına, büyüklüğüne, şekline, bulunduğu yere, yaptığı tıkanıklığın derecesine ve cerrahın elindeki imkanlara ve tecrübesine göre değişmektedir. Sanılanın aksine tüm böbrek taşları aynı yapıda değildir. Bu nedenle özellikle ilaçlı tedavi olmak üzere tüm taşlar aynı yöntemle tedavi edilememektedir. 4 milimetreden küçük taşlar genellikle kendiliğinden de düşerken, 5 milimetreden büyük taşlar ise çoğunlukla girişim gerektirmektedir.

Küçük taş düşürülmesi ve ağrının azaltılması için ilaç tedavilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Tekrarlayan taş hastalığında, yeniden taş oluşumunu engellemek için sebebe yönelik ilaç tedavilerine başvurulmaktadır. Geçmişte sıklıkla başvurulan açık taş ameliyatları ise bugün neredeyse hiç kullanılmamaktadır. Yine 10 ila 5 yıl öncesine kadar sıklıkla kullanılan “ESWL” yani “beden dışından şok dalgaları ile taş kırma tedavisi” bugün daha çok 2 cm’den küçük taşlara uygulanmaktadır. Günümüzde de müdahale düşünülen taş hastalığında en sık başvurulan yöntemler kapalı cerrahi yaklaşımlardır.

Ameliyat Çeşitleri

Şimdi sırasıyla taş kırma ve ameliyat çeşitlerini inceleyelim.

ESWL (Vücut dışından ses dalgaları ile taş kırma)

Genellikle böbrekte uygun yerleşimdeki 2 cm’ye kadar olan taşlarla yola çıkmış üst idrar yolu (üst üreter) taşlarında ilk seçenek olarak uygulanır. Tüm tedavi seçeneklerinde de  olduğu gibi bu tedavi seçiminde de taşın büyüklüğü, yeri, şekli, tipi tedavide önemli rol oynar. İşlem esnasında anesteziye hiç gerek duyulmaması bu yöntemin en önemli avantajıdır. Taşın kırılabilmesi için birden fazla seansa ihtiyaç duyulabilir. Ancak üş seansta kırılmaz ise daha da fazla denenmemeli ve bir başka tedavi seçeneği düşünülmelidir. Kırılan taş parçalarının tekrar idrar yoluyla vücuttan dışarıya atılması sürecinde hastanın ağrı duyması bu tedavinin dezavantajıdır.

URS (Endoskopik üreter taşı ameliyatı)

Böbrekten çıkıp yola düşmüş taşların tedavisinde ilk seçenek olarak uygulanır. Genel anestezi ile herhangi bir yerde kesi yapılmadan idrar deliğinden girilip taşa ulaşılır ve burada taş lazer kullanılarak kırılır veya dışarıya alınmaya çalışılır. Hastaların çoğu aynı gün evlerine dönüp bir gün sonra da normal yaşamlarına dönebilirler.

RIRS (Retrograd İntrarenal Surgery – Endoskopik olarak böbrek taşı ameliyatı)

 

Genel anestezi ile idrar yolundan çok daha ince esnek endoskopik cihaz ile girilerek, böbrek içine kadar çıkılabilir. Böbrek içindeki odacıklarda bulunan taşlar lazer kullanılarak kırılır. Bu yöntem hemen hemen 15 mm’ye kadar olan böbrek taşlarında oldukça yüksek oranda başarılı olur. Son yıllarda da yüksek kaliteli görüntünün iletimi ve lazer sistemlerindeki teknolojik gelişmeler, bu yöntemin 20-25 mm boyuta kadar olan taşlarda da rahatlıkla kullanılmasını sağlamıştır. Hastanın iyileşme süreci oldukça kısadır. Genellikle ameliyattan bir gün sonra normal yaşamına dönebilir.

PNL (Perkütan nefrolitotomi – Kapalı böbrek taşı ameliyatı)

Özellikle böbreğin içinde bir ESWL yapılamayacak kadar büyük taşların veya ESWL ile kırılamayan dirençli taşların tedavisinde etkilidir. Bu yöntem de genel anestezi gerektirir. Röntgen kontrolü altında, böbrek hizasında sırt bölgesine yapılan 1 cm’lik kesi ile de böbreğe iki ucu açık ince bir tüp yerleştirilir. Bu tüpten yerleştirilen özel aletler yardımıyla taşlar çıkartılır. İyileşme süreci hızlıdır. Hastalar ameliyat sonrasındaki dönemi açık ameliyata göre çok daha rahat geçirmektedir. Hastaların çoğu ameliyat sonrası 3. gün taburcu edilir.

Laparoskopik ameliyat

Bel bölgesinden de 10 mm boyutunda kesiler yapılarak, laparoskopik aletler ile gerçekleştirilen kapalı ameliyattır. Açık ameliyata nazaran vücut doku bütünlüğü korunduğu için, daha az ağrı olmakta ve ameliyattan bir gün sonra hasta normal günlük aktivitesine dönebilmektedir.

Açık ameliyat

Diğer tedavi şekillerinin yaygınlaşmasından sonra az uygulanan bir tedavi seçeneği haline gelmekle birlikte çok büyük ve böbreğin tüm toplayıcı sistemini dolduran komplike taşlarda uygulanabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir