Sonbahar Hastalıkları Nelerdir? Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

Yazın bitmesiyle yerini sonbahar aldı. Özellikle Eylül ayı havaların birden serinlemesi, yağmurların yağması. Dışarı çıkarken ne giyeceğimize karar veremiyoruz. Şemsiye almazsak yağmurdan ıslanma olasılığı var öbür türlü yağmur yağmadığında şemsiye taşımak istemiyoruz. Okulların da açıldığı bu dönemde küçük çocuklar içinde aynısı geçerli. Onlar bizden daha çabuk hasta olabiliyorlar.

Sonbahar Hastalıkları Nelerdir?

Hava sıcaklığında ani düşüş, hava kirliliği, kalabalık mekanlarda geçirilen uzun zamanlar, toplu taşıma araçları derken bunu fırsat bilen virüsler çevremizi kuşatıyor. Doğanın kendini kışa hazırlamak için yaşadığı dönüşüm, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanları olumsuz etkilerken üstüne üstlük okulların açılmış olması ve kapalı mekanlar mikropların kolayca bulaşmasına fırsat veriyor.

Üst solunum yolu hastalıkları

Sonbaharda vücudun bağışıklık sisteminin zayıflamasının da etkisiyle, damlacık yoluyla bulaşan üst solunum yolu enfeksiyonları (nezle, grip, farenjit, tonsillit, sinüzit vb.) daha yaygın hale geliyor. Kuru hava, aşırı çalıştırılan ısıtıcılar ve kalabalık alışveriş merkezlerindeki klima sistemleri de solunum yolumuzdaki mukozal koruma bariyerine zarar veriyor aynı zamanda bizi enfeksiyonlara daha açık hale getiriyor.

Kronik hastalıklar

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) olanlar, astımlılar, kanser nedeniyle kemoterapi gören hastalar üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı daha duyarlılar ve bu kişilerde enfeksiyonlar bronşit ve zatürre gibi daha ciddi alt solunum yolu enfeksiyonlarına dönüşebiliyor. Astım ve KOAH atakları meydana gelebiliyor.

Sindirim sistemi hastalıkları

Yapılan çalışmalarda gastrit, mide ülseri, sindirim sistemi kanamaları ve huzursuz bağırsak sendromu gibi sindirim sistemiyle ilgili bazı hastalıkların geçiş mevsimlerinde özellikle ilkbahar ve sonbaharda arttığı görülmektedir. Beslenme alışkanlıklarının, uyku saatlerinin değişimi, yaşam şartlarının yaza göre zorlaşması, stres ve sorumluluk yükünün artması, gün ışığından faydalandığımız saatlerin azalması gibi etkenler vücudumuzda bazı değişikliklere ve aynı zamanda strese yol açıyor.

Depresyon

Yazın açık havada geçirilen zamanlar, denizler, ormanlar, parklar sonbaharla birlikte yerini ev ve iş yeri arasındaki kısır döngüye, trafik stresine, artan iş yüküne, çoğunlukla televizyon başında geçirilen zamana bıraktığında buna yönelik savunma mekanizması geliştiremeyen kişilerde sonbahar depresyonuna girme ihtimali artabiliyor. Oysa doğanın sonbaharla birlikte apayrı bir güzelliğe bürünmesine kayıtsız kalmamak, yürüyüş yapmak ve hafta sonu dışarıda zaman geçirmeyi ihmal etmemek, yağan yağmurlardan sonra etrafı saran toprak kokusunu içine çekmek doğal antidepresan görevi görüyor.

Migren ve baş ağrıları

Mevsimsel değişiklikler, hava basıncı ve nem değişiklikleri ile özellikle güney batıdan esen lodosun baş ağrıları ve migren ataklarını tetikleyebildiğini belirtilmiştir. Ülkemizde bununla ilgili başta lodoslu havalarda olmak üzere migren ataklarının arttığı tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalar sonrasında aslında baş ağrısının nedeninin esintinin kendisi değil rüzgarla birlikte gelen havadaki biyolojik aktif partiküller, tozlar ve kirler olduğuna dair veriler mevcuttur.

Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

Hijyene dikkat edin

En iyi ve en etkin koruyucu önlem, kalıp sabunla ve bol suyla ellerimizi yıkamak. Dikkat; el dezenfektanları, jeller ve alkol bazlı ürünler hastalık yapıcı mikropları öldürmediği gibi, cilde yapışmasına neden olabilir. Riskli gruba giriyorsanız yılda bir kez Eylül, Ekim ya da Kasım aylarında olmak üzere grip aşısı, beş senede bir defa zatürre aşısı olmanız gerekir. Kalabalık ve havasız ortamlarda virüsler kolayca bulaşabiliyor.

Dengeli ve yeterli beslenin

Vücudun ihtiyacı olan protein, karbonhidrat, yağ ve vitaminler yeterli miktarda alınmazsa, vücut direnci düşüyor. Bu nedenle özellikle bağışıklık sistemini güçlendiren C ve D vitamini, çinko ile demir eksikliği varsa bunları doğal yollardan gıdalarla takviye etmeyi ihmal etmeyin. D vitaminin yüzde 90’ı güneş ışınlarıyla, yüzde 10’u ise balık, karaciğer ve dalak gibi besinlerle temin edilebiliyor.

Her gün 40 dakika yürüyün

Açık havada her gün 40 dakika yürüyerek bağışıklık sisteminizin güçlenmesini sağlayın.

Düzenli ve kaliteli uyuyun

Günde altı-sekiz saatten az uyumamanız bağışıklık sisteminizin düzenli çalışması için çok önemlidir.

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir